BEŞİNCİ SIR

Bir hadis-i şerifte vârid olmuş ki: (1)اِنَّ اللّٰهَ خَلَقَ اْلاِنْسَانَ عَلٰى صُورَةِ الرَّحْمٰنِ (ev kemâ kâl).

Bu hadisi, bir kısım ehl-i tarikat, akaid-i imaniyeye münasip düşmeyen acib bir tarzda tefsir etmişler. Hatta onlardan bir kısım ehl-i aşk, insanın sima-i manevîsine bir suret-i Rahman nazarıyla bakmışlar. Ehl-i tarikatin ekserinde sekir ve ehl-i aşkın çoğunda istiğrak ve iltibas olduğundan, hakikate muhalif telakkilerinde belki mazurdurlar. Fakat aklı başında olanlar, fikren, onların esas-ı akaide münafi olan mânâlarını kabul edemez; etse, hata eder.

Evet, bütün kâinatı bir saray, bir ev gibi muntazam idare eden ve yıldızları, zerreler gibi, hikmetli ve kolay çeviren ve gezdiren ve zerratı muntazam memurlar gibi istihdam eden Zat-ı Akdes-i İlâhînin şeriki, naziri, zıttı, niddi olmadığı gibi, (2)لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَىْءٌ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ sırrıyla, sureti, misli, misali, şebihi dahi olamaz. Fakat
(3)وَلَهُ الْمَثَلُ اْلاَعْلٰى فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ sırrıyla, mesel ve temsil ile şuunatına ve sıfât ve esmasına bakılır. Demek, mesel ve temsil, şuunat nokta-i nazarında vardır.

Şu mezkûr hadis-i şerifin çok makâsıdından birisi şudur ki:

İnsan, ism-i Rahman'ı tamamıyla gösterir bir surettedir. Evet, sâbıkan beyan ettiğimiz gibi, kâinatın simasında bin bir ismin şualarından tezahür eden ism-i Rahman göründüğü gibi, zemin yüzünün simasında rububiyet-i mutlaka-i İlâhiyenin hadsiz cilveleriyle tezahür eden ism-i Rahman gösterildiği gibi, insanın suret-i câmiasında, küçük bir mikyasta, zeminin siması ve kâinatın siması gibi yine o ism-i Rahman'ın cilve-i etemmini gösterir demektir.

Hem işarettir ki Zat-ı Rahmani'r-Rahîm'in delilleri ve âyineleri olan zîhayat ve insan gibi mazharlar, o kadar o Zat-ı Vacibü'l-Vücud'a delâletleri kat'î ve vâzıh ve zâhirdir ki Güneş'in timsalini ve aksini tutan parlak bir âyine parlaklığına ve delâletinin vuzuhuna işareten, "O âyine Güneş'tir" denildiği gibi; "İnsanda suret-i Rahman var" vuzuh-u delâletine ve kemâl-i münasebetine işareten denilmiş ve denilir. Ve ehl-i vahdetü'l-vücudun mutedil kısmı, (4)لاَ مَوْجُودَ اِلاَّ هُوَ

_______________

1. Muhakkak ki Allah, insanı Rahman ismini tamamıyla gösterir bir surette yaratmıştır. (Buharî, İsti'zan: 1. Bab; Müslim, Birr: 115, Cennet: 28; Müsned, 2:244, 251, 315, 323, 434, 463, 519. Kaynaklarda "Kendisini tamamıyla gösterir bir surette" şeklinde geçmektedir.)

2. Onun hiçbir benzeri yoktur. O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir. (Şûra Suresi: 11.)

3. Göklerde ve yerde tecelli eden en yüce sıfatlar onundur. Onun kudresi her şeye galibdir; O her şeyi hikmetle yapar. (Rum Suresi: 27.)

4. Ondan başka hiçbir şey mevcud değildir.